08 06 2013

Ebed bizimdir

Zindan iki hece mehmedim lafta

baba katiliyle baban bir safta

birde geri adam boynunda yafta

halimi düşünüp yanma mehmedim

kavuşmak mı belki daha ölmedim

 

avlu.. bir uzun yol tuğla döşeli

kırmızı tuğlalar altı köşeli

bu yol da tutuktur hapse düşeli..

git ve gel ..yüz adım.. bin yıllık konak

ne ayak dayanır buna ne tırnak!

 

bir alem ki gökler boru içinde!

akıl olmazların zoru içinde

üst üste sorular soru içinde

düşün mü konuş mu sus mu unut mu

buradan insan mı çıkar tabut mu?

 

bir idamlık ali vardı asıldı

kaydını düştüler mühür basıldı

geçti gitti birkaç günlük fasıldı

ondan kalan boynu bükük ve sefil

bahçeye diktiği üç beş karanfil

 

müdür bey dert dinler bu gün maruzat

çatık kaş hükümet dedikleri zat

beni allah tutmuş kim eder azat

anlamaz yazısız, pulsuz, dilekçem

anlamaz ruhuma geçti bilekçem!

 

saat beş dedi mi bir yırtıcı zil

sayım var maltada hizaya dizil

tek yekün içinde yazıl ve çizil

insanlar zindanda birer kemmiyyet

urbalarla kemik mintanlarla et...

 

somurtuş ki bıçak nara ki tokat

zift dolu gözlerde karanlık kat kat..

yalnız seccademin yününde şefkat;

beni kimsecikler okşamaz madem

öp beni alnımdan sen öp seccadem

 

çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!

dakika düşelim senelik paydan

zindanda dakika farksızdır aydan

karıştır çayını zaman erisin;

köpük köpük duman duman erisin!

 

peykeler duvara mıhlı peykeler:

duvarda başlardan yağlı lekeler,

gömülmüş duvara baş baş gölgeler...

duvar katil duvar, yolumu biçtin

kanla dolu sünger ....beynimi içtin...

 

sükut...kıvrım kıvrım uzaklık uzar;

tek nokta seçemez dünyada nazar.

yerinde mi acep ölü ve mezar?

yeryüzü boşaldı habersiz miyiz

güneşe göç varda kalan biz miyiz?

 

ses demir su demir ve ekmek demir...

istersen demirde muhali kemir

ne gelir ki elden kader bu emir...

garip pencerecik küçük daracık;

dünyaya kapalı allaha açık.

 

dua dua eller karıncalanmış

yıldızlar avuçta gök parçalanmış

gözyaşı bir tarla hep yoncalanmış

bir soluk bir tütsü bir uçan buğu

iplik ki incecik örer boşluğu.

 

ana rahmi zahir şu bizim koğuş

karanlığında nur yeniden doğuş

sesler duymaktayım davran ve boğuş

sen bir devsin, yükü ağırdır devin

kalk ayağa dimdik doğrul ve sevin!

 

mehmedim sevinin başlar yüksekte!

ölsekte sevinin eve dönsekte

sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

yarın elbet bizim elbet bizimdir!

gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir!

 

 

necip fazıl kısakürek

26
0
0
Yorum Yaz
Ziyaretçi Defteri yükleniyor...
İstanbul Esenyurt 3D Teknik Çizim Modelleme Tasarım - Armut.com